By iremuzun on Sunday, January 22nd, 2012
bir kere olur aşk, insan bir kez aşık olur.
çünkü hayatında bir kez o kadar aptal ve savunmasız olabilir. bir kez ağlar aldatıldığında o kadar içten ve sadece bir kez aldatan adama -aradaki tek bağ aşkken- geri döner, hayatın bütün saçmalıklarını bir kez o kadar büyük bir güçle kucaklayabilir, bir kez kendisinden başka birine o kadar sadık olabilir.
aşk insanın bir kereden fazla kaldırabileceği bir hastalık değildir, o ağır hastalıktan kurtulmak bir ömür gibi uzun bir zaman gerektirir. daha sonra kimse onun gibi olmaz, bakmaz, sevmez, dokunmaz, karşıklı olduğundan da değil hani, tek taraflı da olsa aşk korkunç güzel bir şeydir.
bittiğindeyse öyle bir acıyla kalakalınır ki, ne tasvir edilebilir bu acı, ne de çeke çeke tüketebilir. zamanla büyünür, öncelikleriniz değişir, hayatın tekdüzeliğinde kaybolmuşken sevgi, emek gibi kavramların önemini daha çok fark edilir. bu kez seversiniz işte. sevgi aşktan çok başkadır hem onun aklı da başındadır. ara ara özlersiniz aşkı belki ama içinizde onu bir daha kaldıracak gücü bulamazsınız.
nasıl bitmiş olursa olsun iyi ki de yaşanmıştır aşk, çünkü insan büyüdükçe aşık olma ihtimali azalır, duygularının peşinden gitmek zamanla bir o kadar zorlaşır, tek valiz değildir artık elinizdeki, peşinden gitmek için çok daha fazla şeyi feda etmeniz gerekir çünkü. kapı önünde sabahlayacak, mevsimi değilken bile arayıp tarayıp bir buket papatya alacak, yüzlerce kilometre tepip de bir okul çıkışı gözlerinizi kapayacak, “yaş pasta olsa.” dediğinizce, çok uzaktan arayıp şehrin en iyi pastanesini bulup da, migreniniz var diye yurda meyveli pasta gönderecek , en sevdiğiniz şarkıyı sizin bile unutuğunuz doğum gününüzde bambaşka bir şehirde size dinletecek, ağladığınızda baba olup, sizinle çocukluk oyunlarınızı oynayacak, sevecek, üzerinize titreyecek, koşup gelecek, kovsanız da gitmeyecek, her def ettiğinizde gurursuzca geri dönecek adamı da bulamazsınız bir daha, zamanla adamın da sorumlukları artıyor çünkü.
bir kez gerçekten aşık olan insan bir daha aşık olamayacağını bilir, tıpkı aşık olduğunda ne daha öncekilerin aşk olmadığını, ne de sonra olacakların aşk olmayacağını bildiği gibi.


